2025 yılı, Türkiye gayrimenkul piyasasında tarihî bir satış rekoruna sahne oldu. TÜİK verilerine göre toplam 3,3 milyon konut ve mülk el değiştirdi; tüm zamanların en yüksek yıllık satış rakamına ulaşıldı.
Ancak bu rekor, sektör paydaşlarını memnun etmedi. Satıcılar, “Mülkümüzü ihtiyacımız olmasına rağmen düşük fiyata satmak zorunda kaldık, daha yüksek fiyat mümkündü” diyerek mutsuzluğunu dile getiriyor. Alıcılar ise yüksek faizler ve alternatif yatırım araçlarının cazipliği nedeniyle temkinli davranıyor. “Gayrimenkul yerine altın veya gümüş daha kârlı olabilirdi” yaklaşımı yaygın.
Konut üreticileri ise maliyet baskısından yakınıyor. Son iki yılda enflasyon ve faiz artışlarıyla birlikte inşaat maliyetleri ciddi şekilde yükselirken, satış fiyatlarına gerekli zamlar yapılamadı. Üreticiler, “Yirmi yıllık emeğimiz var, maliyetin altında da olsa işimizi sürdürebilmek için satış yapmak zorundayız” açıklamasını yapıyor.
Emlakçılar cephesinde de tablo karamsar. Yaklaşık 1,7 milyon konutun satıldığı bir piyasada bile birçok emlakçı artan maliyetler ve düşük kar marjları nedeniyle zorlandığını belirtiyor. Sektörde sürekli yeni kuralların uygulanmaya çalışılmasının, altyapı hazır olmadan yapılmasının kayıt dışılığı artıracağı görüşü hakim.
Gelir tarafına bakıldığında ise devlet ciddi kazanç sağladı. Tapu harçları 2025 yılında yaklaşık %75 artışla 168 milyar TL’ye ulaştı. Ancak yetkililer hâlâ memnun değil; satışların gerçek değer üzerinden yapılması hâlinde gelirlerin çok daha yüksek olacağı belirtiliyor. Bu nedenle, gerçek değer üzerinden satış uygulamalarının kademeli ve altyapılı bir şekilde hayata geçirilmesi hedefleniyor.
Özetle, satışlar rekor kırıyor ama piyasa tarafları memnun değil. Herkes kazansa da, kimse tam anlamıyla mutlu değil.
Sebo Gayrimenkul
Yönetim Kurulu Başkanı