Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nin (UEZ 2026) ikinci gününde konuşan RePie Portföy Genel Müdürü Altuğ Dayıoğlu, “Nüfus olarak globale büyüyebilecek, ilerleyebilecek potansiyele sahip yetenekleri yönetebilen bir ülkeyiz. Lokalde büyüyüp, lokaldeki boşlukları yakalayıp bunları globale çevirebilecek potansiyele sahip bir ülkeyiz” dedi.
Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15. kez Türkiye ve dünyanın önde gelen siyasetçilerini, iş dünyası temsilcilerini ve akademisyenlerini bir araya getirdi. “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ikinci günü, girişimcilik ve teknoloji odaklı önemli tartışmalara sahne oldu.
Günün ilk panelinde “Milyar Dolarlık Şirket Yolculuğu: Türkiye’de Unicorn Olmanın Dinamikleri” ele alındı. Panelde, Türkiye’nin girişimcilik ekosisteminin geldiği nokta, küresel rekabet gücü ve sürdürülebilir büyüme stratejileri masaya yatırıldı.
Panelde yapılan değerlendirmelerde, girişimcilikte son yıllarda “hızlı büyüme” odaklı yaklaşımın yerini daha sağlam, sürdürülebilir ve uzun vadeli değer üreten modellerin almaya başladığı vurgulandı. Unicorn olmanın artık tek başına bir başarı ölçütü olmadığı, önemli olanın bu başarıyı kalıcı hale getirebilmek olduğu ifade edildi.
Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin güçlü yönlerine dikkat çekilirken; genç ve yetenekli nüfus, yüksek dijital adaptasyon ve bölgesel pazarlara yakınlık önemli avantajlar olarak öne çıktı. Buna karşın en büyük sorunlardan biri olarak yurt dışı sermaye girişinin sınırlı olması ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar gösterildi.
Yapay zekânın girişimcilik dünyasında giderek daha belirleyici hale geldiği belirtilirken, bu teknolojinin hem yeni fırsatlar yarattığı hem de rekabeti daha karmaşık hale getirdiği ifade edildi. Özellikle fintek, savunma sanayi ve siber güvenlik gibi alanlarda Türkiye’nin önemli bir potansiyele sahip olduğu vurgulandı.
Konuşmacılar ayrıca, günümüzde girişimcilerin yalnızca yerel değil küresel problemlere çözüm üreten şirketler kurmasının kritik olduğunu belirtti. Ürünlerin “olsa iyi olur” seviyesinden “olmazsa olmaz” noktasına gelmesinin, uluslararası ölçekte büyümenin ana anahtarı olduğu dile getirildi.
Genel değerlendirmede, dünyada girişimcilik ekosisteminin zor bir dönemden geçtiği, yatırım ve çıkış süreçlerinin yavaşladığı ancak buna rağmen kaliteli ve doğru odaklı şirketlerin uzun vadede öne çıkacağı mesajı verildi.
Sonuç olarak panelde, Türkiye’nin doğru stratejilerle ve güçlü teknolojik yatırımlarla daha fazla unicorn çıkarabilecek potansiyele sahip olduğu; ancak bunun için sermaye erişimi, doğru odaklanma ve küresel düşünme yaklaşımının kritik olduğu vurgulandı.